türk usulü laf salatası

 

ağustos sıcağında, soğuk soğuk düşler damlıyor; seni hatırlamaların çorak toprağına. avuçlarıma alıyorum senden kalan tüm umut kırıntılarını; kafamı kaldırıp bakıyorum, güneşin gerçekleri yakan yüzüne. bir anda akşam oluyor, serinlik çöküyor; sensiz, sulamaya çalıştığım bulutlara…

 

hayırsızlar mekanında, yalnız nefesler sofrasına oturuyorum. gevezeliğim ile uyandırıyorum bencil ne kadar sohbet varsa. yediğim türk usulü laf salatası; samimi cümlelerin hatırına. dilimin ucundaki kayalıktan uçup duruyor; özgür ruhlu saatlere takılmış zamanı anlatan sözcükler…

 

yalnızlığımı alıp yanıma dolaşıyoruz, kibirli kentin sokaklarını. bize kapısını açacak bir ışığın merhametini arıyoruz, kilitli vicdanların önünde. nedense elim anılarımızın rahatlığını bozan, kapının ziline uzanıyor; telgraf çeker gibi kesik kesik basıyorum israfil’in borusuna…

 

ninnileri uyuttuktan sonra yine sabahlıyorum. seni doğuracak güneşin ayinine hazırlık yapıyorum. adaklık şiirlerimi topluyorum, savruk dizeler yamacında. bir gün kurtaracaksın beni biliyorum; hasretinin zelzelesi ile sarsılırken. başka çarem kalmadı, senin için güneşi ele geçirmeyi düşünüyorum…

 

✔ küsuratsız pi

türk usulü laf salatası
:: paylaş ::

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 − = 13