mıh arkamda alacaklı defteriyle koşturup durur esnaf çırağı geçmişim önümde sarkan dallarıyla sarıp sarmalar umut ağacı geleceğim ben yırtık zamanı diken işini bilenlerin topraklarında mülteci kör terzi gezinirim gündüzün düşünde dokunurum sevdanın duvarlarına elimde yerçekimine direnen
sadece şiir sadece sen
sadece şiir sadece sen ayık gördüğüm rüyaları ağırlıyorum gerçeklerin asık suratlı tokluğunda… bir dedikodu yükseliyor evin içinde kendimden şüphe ediyorum yokluğunda… üstü kirli çocukluk anılarımı kucaklıyorum yaşlanmış asi umutların çokluğunda… dilimde kafası güzel bir şarkı binlerce yılın mirası
başıboş şiirlerin yalnızlığı
başıboş şiirlerin yalnızlığı tüketiyorum kafası güzel günleri mülteci hisler meyhanesinde içiyorum ölü uyandıran içkisini yas tutar gibi düğün evinde… günde üç öğün seni düşlüyorum aç geleceğim ve tok geçmişimle tüm rezil sırlarımı mühürlüyorum kasıntı cümlelerimin eşliğinde… yaşanmışlıklarım
uykusunu arayan gece
uykusunu arayan gece biter gündüzün emanet saatleri yeşertir kuru, gölgesiz gerçekleri… başucumda ağırlarım her acıyı izlerim anılar kentinin yangınını… darağacında tatava yapmayandım gevezeliğimi yapraklarla sakladım… sus diyor, ölüm döşeğindeki dede saçarım sırlarımı delik cümlelerle… karanlıktan
sen oluyorum
sen oluyorum dinsin diyorum dinmiyor biliyorum zelzele olup sarsılıyor aralıksız seni hatırlamalar… geveze şarkılarım susuyor sahipsiz sözlerim yıkılıyor derin anlamlarda boğuluyorum… görsün diyorum görüyor biliyorum körebe olup oynuyorum seni görmeyen zamanla… yalnızlaşan dallarım kırılıyor sensizleşen yapraklarım dökülüyor ıssız
üç, iki, bir, sonsuz
üç, iki, bir, sonsuz başlasın izlenmemiş filmin dışladığı okunmamış kitabın küstüğü kendi kaderini yazan şiirin isyanı üç, iki, bir, sonsuz… yıktım yalınlığımı kuşatan gösterişli şehrin duvarlarını… dağıttım adımlarımı sayan gammazcı sosyete bulvarlarını… buldum içimi ısıtan güneşe tutunmuş aşkın dergahını…
kendini arayan
pos bıyıklı gerçek
pos bıyıklı gerçek köse fedailerle güne tutundu berber güneşi doğurduğunda… masallar kendini avutuyordu anılar beşiğinin kucağında… mutludur hatalarının tek hamalı yokuşta taşır, kırbacını sırtında… reyhan kokan kayığın bahçıvanı pinti gibi toplar kendini sularda… satılık diller var mitralyöz
ikinci evini alan sokak kedisi
ikinci evini alan sokak kedisi sessizlik deryasında çırpınıyor kendini geçmişinde yitirmiş can… derin pişmanlıklara batıp, çıkıyor sonra şiir olup yüzüyor zaman… güz çığlığıyla anlam buluyor kış döküyor gözyaşını masalında ağaç… periler sarkıyor dallardan, ıslanmış dilek ağacında dua ediyor
![[ küsuratsız pi, 3, kızıl tüy, suat gürbüz … ]](https://www.kusuratsiz-pi.com/wp-content/uploads/2025/11/kusuratsizpi-site-resmi.png)