ikile yılgınlık yumağından firar eden iptik özgür desenler ülkesine varmaktı hedefimiz nice güzellikleri içtenliğimizle sardık zor günlerde ayazla baş başa kalsak da güneşi ısıtacağız biz, hadi sen ikile sıradanlık saksısından firar eden çiçektik neşeli renkler diyarında bekler bizi
aklımdaki şezlong
aklımdaki şezlong gönlümde büyüttüğüm ağacın dallarıydı saçların savruldukça aklımı başka şehirlere taşıyan güzün gerçeği ile baş başa kalırdım dökülen düşünceler örterdi üstümü hırpalayan sokaklardan sonra sana sarılırdım şimdi bakışlarının kıyısı ne güzeldir güneşli cümlelerle dürter aklımdaki şezlong senin
tatava
kıymık
kıymık masaya koyduğun cümleleri temizlerken dikkatli okuyup anladıkça canım yandı sesin yankılandı yarattığın kayalıkta sözler çoğaldıkça anılar etrafımı sardı kolay geçer desem de öyle olmadı unutmadım derinlerde sakladığımı kalbime zırh giydirdiğimi sanırdım zaman delik deşik etti hatırlamaları çıplak bir gerçekmiş
bunu saymayalım
bunu saymayalım kibirli binaların uzun boylu gölgelerinde büyüttüm güneşi küçümseyen kente direnen çocukluğumu ışıktan cümlelerimi topladım hasret ağacının dallarından karanlık sokaklardan ıslığımdaki orduyla geçerken haksızlıklar ile bileylenen bakışlarım da keskinleşti artık uzaklardan gelecek kurtarıcıyı beklemiyordum kendi sığ dünyalarında
77
uyaklarımı atma zamanı
uyaklarımı atma zamanı hesap soran nice yılları büyüttüm özlem manzaralı gönül hanemde baktığım her detayda onu gördüm inancımın kutsallığı sınanıyor sayemde sensizlik yurdunda bakışlarım aksaktır bir görsem yüzünü dağlarımı aşarım tut elimden çek, bulutlarımız uçaktır her yağmur tanesi
polat bakışlı dağ
polat bakışlı dağ yüreğimde hissediyorum ayak izlerini sözcüklerim daha yeni öğrendi emeklemeyi yetim boranda polat bakışlı dağ olsan da sen de yaşayacaksın hasretle erimeyi sesini aradığım sokağın elinden tutuyorum sen fısıldayınca şarkımın sözlerini buluyorum sevdanın ortasında polat bakışlı
emekleyen serkeş
avucumdaki define
avucumdaki define geveze kazma olmuş dilimle konuştukça kazmışım derinlere inatçı kürek olmuş umudumla atmışım üstümdeki toprağı dinlemişim kalabalığı sabırla sessizce çıkmamışım kuyudan yıllarca biriktirmişim içimdekileri saçılacak sözleri mahzende saklamışım yanlış yerlerde aramışım onca yıl oysa
aşka dair karalamalar
aşka dair karalamalar 1 gitarın tellerinden sallanıyor özlemin şarkısı dinledikçe dalıyorum derin sularına sözler kaybettiğim beni bana getiriyor kucaklayınca kendimi sen olup ıslanıyorum 2 yıkılmış mahallenin sesi çok çıkan serserisiyim içimdeki viranede yankılanıyor kutsadığım ismin elbette
sobelenme arzusu
sobelenme arzusu ürkek sohbetimize doğru yol aldığımızda söyleyemediğin cümlelerin duldasına saklanırdın her defasında bilirdim nereye saklandığını sen gülerken gıdıklardın yarım bakışlarımı mutluluktan olsa gerek çok fazla konuşamazdım sadece anlaşırdık sessizce içtenliğe sobelenirken ✔ küsuratsız pi
aklı başında bir psikiyatr
aklı başında bir psikiyatr aklı başında bir psikiyatr yatıştırmaya çalışıyor görüyorum ruhumu çalan hırsızın dükkânındaki ucuz işleri o, kendimle olan hesaplaşmalarımda indirim yapıyor kendini sev derken şımartıyor içimdeki narsisti aklı başında bir psikiyatr manzaramı değiştiriyor gidip gelmelerimin içinde
kurgu mu gerçek mi
aaa sokağı
aaa sokağı pencereden kafamı dışarı uzattığımda defalarca izlediğim filmi izler gibiydim unutulmuş şarkılar toplayan eskicinin sesinde buldum en anlamlı nakaratı “artık ortaya çıkmalısın yılları sürükledim peşimde sen de benim gibi baş belası bir ihtiyarsın sözlerinden biraz fısıldasan ben
hadi yine iyiyiz
hadi yine iyiyiz onca onulmaz yaramıza rağmen azrail’i gülerek kapıda karşılıyoruz mezarlık korosu son istek şarkımızı soruyor ıslığın eşliğinde üstümüze toprak atıyorlar karanlığın aymazları bilmez kutsal döngümüzü ruhumuzda çiçek açacak baharı taşıyoruz hayat yeniden başlıyor, hadi yine iyiyiz
bakışlarına inşa ettiğim ülke
bakışına inşa ettiğim ülke her bakışında düşlerimin kapıları aralanıyor kendimi geride bırakıp senin topraklarına ayak basıyorum gözlerin sevdalı bir deryanın ortasında yükselen dağ sana ulaşmak için sözcüklerimin paçalarını sıvıyorum içtenliğini hissedince ıslanmamak mümkün mü düşüncelerim senin sevda kadehinden taşıyor
şeker dağıtan sokaklar
şeker dağıtan sokaklar insan kendisi ile baş başa kaldığında biriktirdiği gürültülerden uzaklaşır sonradan vazgeçse bile nice kararlar alır göremediği baharlara sözler verir saksıların kalbini kırmaya ant içer çiçekleri caddelerde koşarken düşler tüm kasıntı sınırları kaldırır ortak bir
iznin olursa kalbinin kapısını kıracağım
iznin olursa kalbinin kapısını kıracağım soğuk insanların tipisi her yanımı sarınca sıcak, içten bir köşe ararım kendime uluyan intikam dizeleri ecelimin topraklarından gelince bilirim, gönlüme çöken kışın çok zor geçeceğini ben sadece avucumdaki kalbi sıkışmış kar tanelerine güveniyorum
![[ küsuratsız pi, kızıl tüy, muştulanan ezgiler, suat gürbüz, 3 ]](https://www.kusuratsiz-pi.com/wp-content/uploads/2026/05/kusuratsiz-pi-site-soz.png)