üç

üç   1- sade   seni bulduğum yerdeyim dizelerimin çoğunu feda ettim yitik hisler bavulu elimde çıktım şiirsel bir yolculuğa duraksız kentlerden geçtim üşümüş bakışlar büyüttüm içimde güneşli gülüşleri sardım yaralarıma sabırlıydım sabır ile açtım kilitli sözlerin kapısını vurulmuş imgeler

:: paylaş ::

dalımdan uzakta

  dalımdan uzakta   çiçekler açsa da dokunduğum ağaçta mucizeler ile sulasam da yarınları sürgünüm         hayalinle                çaresizim                      sen kader de çok kırıldım fırtınalarda çok yıkıldım çorak topraklara yine de ayağa kalktım güneşe sarılır gibi sana sarıldım umutla

:: paylaş ::

açıkta dövüşen dulda

açıkta dövüşen dulda   kurbanlık başaklar gibi sallanıyordu insanların gam yüklü bedenleri hareket ettiklerini sanıyorlardı oysa oldukları yerde duruyorlardı   yürümeyi bilen bir çocuk fısıldadı fırsat buldukça esen yele her yanı saran tipiye kibrinde dirilen pervasız düzene ham düşleri dalıyla

:: paylaş ::

elbette gördüm

elbette gördüm   üstündeki yırtık düşlerin pelerini ile şehri avuçlarına alarak koşuyor korkak masal kahramanlarını yere seriyor erik dalında asılı kalmış çocukluğum   ömür penceresinden dalarak izliyor telaşların sokaklarda çarpışmasını özgür çıkıp parya olarak dönen kendini uzaklarda arayan gençliğim  

:: paylaş ::

yakında tüm kitapçılarda

yakında tüm kitapçılarda   başı dik çiçekler muştuluyor               renklerini saça saça gelen baharı korkma artık benzi soluk emekçi               bir renk de sen ol kuşatalım yarını   rüzgârın hırpaladığı yalnız ağacın sabrı ile                kavuşacağız bizi bekleyen ormana kanadı

:: paylaş ::

uslanmak yok

  uslanmak yok   gönlünü kırdığım erik dalı orada sarar çocukluğumu tüm kokusuyla yamalı sesimle bastırırım sokağı pencereler alışmışken sessiz manzaraya tek başıma kalsam da kibir kalesini yıkmadan uslanmak yok uslanmak teslimiyettir teslim olmak yok…   her taşın hatırası var

:: paylaş ::

sabahın körü

(telefonunuzu yan çevirerek okuyunuz)   sabahın körü   düşü olmayan da uyanıyordu ulak olan suyu avuçlayarak kirli işlere bulaşmış gerçekleri                 umarsızca yüzünün coğrafyasına saçıyordu…   amacı olmadan adımlayarak yolları aynı gündüzü binlerce

:: paylaş ::

çeyrek aklımla

çeyrek aklımla   yuvasından düşen yavru umuttum düştükçe kendimi kendimle avuttum tutunacak dal bulamasam da dünden miras kalan çeyrek aklımla dertlerin en güzeline tutuldum…   tatavanın tavasında pişmemiş sözcüktüm dilden dile düştüm de oracıkta öldüm samimiyetsiz sohbetlerle gömdüler ama anlam

:: paylaş ::

imgemsin

imgemsin   hasret rüzgârları getirir kokunu şiirden baharları yaratan eşsiz çiçeğimsin kucağını açar dağlarımın doruğu kavuşmayı bıkmadan anlatan imgemsin…   ayaklarıma takılır saçtığın sözcükler karanlık cümlelerde açan güneşimsin dalı kırık olsa da kanatlanır gülüşler asık suratlı ormanı kuşatan imgemsin…  

:: paylaş ::

sakın kimseler bilmesin

sakın kimseler bilmesin   ışığını kaybetmiş yetim gündüzüm güneşimi ararım dağların arkasında karanlığın sebebi benim, üzgünüm yaralı ormanları sardım asi kıvılcımla söz ver bana, sakın kimseler bilmesin…   sudan sebeplerin çatlamış toprağıyım nefret tohumu susuz bırakır beni cennetteki evsizlerin çile

:: paylaş ::

hasretin boş bavulu

  hasretin boş bavulu   nelere sığındım uyandım durdum şiir tarlalarında neler sığdırdım            akıp giden seneler ırmağına… az kaldı canevimin sultanı sen kutsadığım imgemsin seninle yıkacağım               özlemin saltanatını şafakta…   hayatın duvarsız okulunda düşe kalka yürüyen           umut

:: paylaş ::

şairin vasiyetnamesi

şairin vasiyetnamesi   bir omzumda yangın meleği diğer omzumda sel meleği çıkıyorum sabır yokuşundan doğuştan seviyorum galiba çelişkiyi…   kendim ettim, kendim buldum diyorum ne de çok doyumsuzum doğanın dilini anlasaydım eğer çoktan tok kalkmıştım sofradan, biliyorum…   kendimi kendime

:: paylaş ::