çil çil çileler sohbete aç sözcüklerim ile oturdum hoş laftan anlamazların sofrasına yıllar geçse de doyduğumu anlamadım bil istedim, hâlâ bozulmadı ısırıktan kaçan anlam meyvelerim yaklaşan her adımın için adağım var tüm bencil yanlarımı kurban edeceğim kendimden uzakta,
seninle gelenler
seninle gelenler sesin rüzgârım ile yoldaş olduğundan beri kutsadığım kentin duvarlarını söz ile yıkıyorum uzun sürsün, bozulmasın diye yolun güzelliği düşlerim yıldızları bir adım geriden takip ediyor gören utanıyor senin çıplak gerçeklerinden terli sokaklarda aç çocukları doyuruyor peşime takılıp
kırbaçsız mevsim
kı(s)sa
yol dizelerinin musahibi
yol dizelerinin musahibi ağzından düşürüyordu izmaritleşen sözleri dumanı tepesinde dağ gibi gidiyordu geçmişini getiren yola dalgın dalgın bakınca acılarının derinliğindeki mekâna ulaşıyordu tükürüğünde boğulan rüzgârın çırpınışlarıydı o anlam veremedikçe kasırganın şarkısını söylüyordu yol uzadıkça geride bıraktığı enkaza bakamıyordu
kaygı kayığı
kaygı kayığı karanlık denizin ortasındaydı ama nereye baksa lebideryaydı bir parça güvene tutunmuştu kendini kıyıdan kıyıya vurmuştu dalgalar gözlerinde taşıyordu hesaplaşmalar beynine mekân kurmuştu ya göktaşı düşseydi ya yertüyü havalansaydı tutunacak dal bulamadı kendi ormanına sığındı limanları yakalı
çaçaron çeroki
başlığı olmaz
başaklar da sararacak ama
toz toprak çamur
dalganı geç
kızıl tüy
kızıl tüy seni uzaklarda gördüm sığındığım topraklar yağmalandığında [ormanların cümlelerini taşıyordun doğanın katili olanlara] soruların ve öfken dörtnala yetişti para ve altın peşinde koşanlara [kurtarmak istedin nehirlerin şarkılarını balıkların sırlarını] miras bırakacağın kültürü anlamazdı ucuza satılan kapitalist oyuncakları
mevzuyu sokak biliyor
mevzuyu sokak biliyor elinde sıcaktan terlemiş kahve fincanı ile gecenin tül perdesini araladı dedektiflik yapan dolunay aydınlatıyordu acemi dizelerin hatalarını… çevresi ona acımasız şair diyordu kibirli dizeleri kapı dışarı ediyordu uslandıklarında imge yetimhanesinde beş parasız işe alıyordu… mafyalığa özenmiş
iyisiyle kötüsüyle
iyisiyle kötüsüyle [sabır ağacımda büyütüyorum umut kokan göz alıcı meyveleri] nice renkli düşleri anlatan kuşlar dallarıma konuyor ben siyah beyaz gerçeğimi yapraklarımla uğurluyorum olduğum yerde değilim öldüğüm yerde hiç olmayacağım [sevgi askerlerim tutkunun koçbaşı ile açıyor kibirli ormana
havam kapalı ama alnım açık
havam kapalı ama alnım açık hesap uzmanı olmuş geçmişimden elinde tırpanıyla alacaklı geleceğimden olmayan dergâh yolunda gam hamalı dünümden umudun var olduğuna inanan yarınımdan iki tanıdığın tekrar tekrar tanışması gibi memnunum… başkaldıran sözcüklerin derbeder hırsızıyım noktalar bankasından birikmişlerimi
içimi görmelisin
içimi görmelisin zarar görmesin diye çok şey sakladım dudaklarımdan istemsiz dökülenleri topladım cenk meydanında içsel yaralarımı sardım ne şiirler büyüttüm gönül beşiğimde ağladığımda içimi görmelisin dizeler yunağında durmadan arındım kendimi senin topraklarına uğurladım dönen olduysa da ben bulamadım
tatlanır olgunlaşan acılar
tatlanır olgunlaşan acılar yıkıldıkça sinemde tahtını kurar bozguna uğramış, derbeder sözcükler senede kaç güz mevsimi yaşar dalından sürülmüş, imgesel cümleler kaç sokağın boynunu büker camdan sarkan, özlem kokan çiçekler avuçlarımdan kayıp düşer cenklerde topladığım kırık düşler yılgınlığın
![[ küsuratsız pi, kızıl tüy, muştulanan ezgiler, suat gürbüz, 3 ]](https://www.kusuratsiz-pi.com/wp-content/uploads/2026/05/kusuratsiz-pi-site-soz.png)