gardiyanımdır bu hisler kahvem, şu anda bana en sıcak davranandır başımdaki kalabalık, güneşe hainlik eden ayazımdır üşürüm üşürüm, ince giyinmiş sözler ile üşütürüm her gülümsemeye aldanan mahkûm yaşar içimde gönlümdeki hapishanede gardiyanımdır bu hisler paslanmış kapıma onun haberini
biten sözler mezarlığı
imgeler başrolde
imgeler başrolde hasret yüklü bakışlara asılınca kirli çamaşırlar hesapsız kavuşmayı da bilmeli tabelasız muhasebeci aksayan yokuşun başında karıncalar hayal kırıklıkları toplarken belgeselden anlamaya çalışıyorlar bedava nakliye hizmeti verenleri vurdumduymazlar ormanında kuş siluetlerine kalbi kırılmış bir dal isyan
ahlar heybesi
ahlar heybesi topallayan sezgimle buldum samimi sözlerini koşsam geçmişe ve seni orada arasam gözyaşlarıma düşmüş bir sevda acemisi yüzmeye çalışır, senin kıyına yanaşsam yokuşunda taşıyorum ahlar heybesini sevda açlığımda katığımsın anlasana düzlüğümde gülüşün karşılıyor beni yarını gıdıklıyoruz bizi
kördüğüm duvarlar
faça
faça çocukluğumdan kalma hasretin bıçak yarasını taşıyorum yanağımda her güldüğümde façamda mekân tutmuş adam açıyor kollarını gözyaşlarımdaki tsunami ile yüzümün coğrafyasında nice şehirler batırdım defalarca beni terk eden haymatlos hislerin tanıdık sızını taşıyan hamaldım ✔ küsuratsız pi
palavracının cenaze töreni
kahraman olmak istemiyorum
aşk şişesinin dibi
altı çizili hisler
elma ağacının anlattıkları
elma ağacının anlattıkları güneş ışınlarının çarpmasıyla sersemledi kollarını iki yana açarak gerildi ve gülümsedi dallarından sarkanları şöyle bir yokladı sadece iki fire ile geceyi tamamlamıştı birini sarhoş bir aşık koparmıştı diğerini aklı başında ruhsuz almıştı elmalardan biri barışı
sallanan sokaklara naralar eken
sallanan sokaklara naralar eken özlemi bana getiren usumdaki şarkılar ile dilime isyan ediyorum kafası güzel sesimin peşine düşüp sallanan sokaklara naralar ekiyorum uyuyan kaldırımlar ağlamaya başlayınca bir düşün içinde olduğumu anlıyorum derdimi hep içime attım içimi de sokağa döktüm
kadının anlatısı
kadının anlatısı 1- giriş kadın, kafa kafaya vermiş adamları dinledi kadınların nasıl olması gerektiğini konuşuyorlardı laf laf hepsi de laf ebesi kadınların lafını da onlar doğurtuyordu dişil cümlelere sezaryen yasak olmalı diyorlardı ‘erkekliğe giriş’ dersinin hakkını veriyorlardı ama
mirasyedi
kırk
konuşur gibi
konuşur gibi pamuk arasında çimleniyor neşe niyetine beslediğin acıların hesap deryasında boğulmuş nemli zamanı geleceğe hazırlarken sana gelen çocuğu bıkmadan ağırla, düşlerindeki dükkânları kapatma içtenliği anlatan bir şeker ile gökkuşağına yeni renkler katılır, unutma “iyi olmana sevindim”
insanlığın yıkılmaz binası
insanlığın yıkılmaz binası kuralına uygun kurduğum tüm cümleler sarsıldı gecesini yitirmiş düşlerimle kaldım göçük altında bir sözcüğü kurtarayım derken diğerlerini yaraladım şimdi hayat devrik bakıyor çoğul öznelerin yüklemine kara bayrak ile yas tutanların gözyaşları sıkar yumruklarını yıkıntılardan uzanan küçük
evsiz kasaba
şiirsel
şiir-sel dağın yaralı taşlarının dertlerini dinleyen kuş dilinde hikâyeleri heybesinde toplayan nehrin coşkusunu yıldızlara götüren asırlardır hırgürden sıdkı sıyrılmış derviş kurdun hayaletini gördüm şiir-sel sohbetler aktı düşlerime penceremi açtığımda güneş misafir oldu gözlerime bir süre körlükten sonra derviş
![[ küsuratsız pi, kızıl tüy, muştulanan ezgiler, suat gürbüz, 3 ]](https://www.kusuratsiz-pi.com/wp-content/uploads/2026/05/kusuratsiz-pi-site-soz.png)