doğan günün çığlığı yapraklarını hazanın ayaklarına seren zor zamanda dalı kıpırdamayan ağaç çırılçıplak titriyordu güneşin karşısında gözyaşlarını sunuyordu çorak toprağa… oysa ki kollarına umut çaputları bağladığı gölgesinde ağırladığı dilek insanları vardı güneşe çok adaklar adadı muştular içinde bir
derya
beceriksizler mahallesi
beceriksizler mahallesi üstümüz başımız emek kokuyor ekmeği kırıntısına kadar bölüşüyoruz alın teri damlayan çatlamış ellerle suya hasret kavrulmuş toprak gibi kucaklıyoruz günü doğuran güneşi… haksızlığa boyun eğmeyenlerdeniz bizi enayi diye yazarlar hesap defterlerine eğik başaklar diyarında başımız dik
neşe yağar sokaklarıma
bir kere
314 – doğum ve ölüm hattı
altı atımlık dize
mücadele yeni başlıyor
şiir tarlası
şiir tarlası uzandım boylu boyunca seni beklediğim şiir tarlasına eli çiçekli sevgililer geçiyor üstümden ağaçlar muştuluyor taşların sırrını yapraklar saklıyor doğacak meyveleri ve sen sevgilim kızıl elbisenle yıldızların balosundasın yüzümü okşuyor ellerin otlarla… kaç asır düştü takvim yapraklarından
titreyen sözcükler ve çaresiz dudaklar
titreyen sözcükler ve çaresiz dudaklar başı kel ve sakallı cümleler getirir sıkıntılı şairlerin özgüvenini… her yanıyla şiire batar içimde haykıran ozanlar… senin diz(e)lerine yaslanmak isterim ellerim tutarken kafiyesiz yanaklarını… dışardan simit kokulu bir ses yükselir gevrek bir ezginin
![[ küsuratsız pi, 3, kızıl tüy, muştulanan ezgiler, suat gürbüz … ]](https://www.kusuratsiz-pi.com/wp-content/uploads/2025/11/kusuratsizpi-site-resmi.png)