derbeder hisler aynası -rüzgarın tokatını yemiş paraşütçüyüm -savrulurum besmelesiz masaldan masala -pinhan cengâverlerin puslu diyarındayım -boyumun ölçüsünü alırım derbeder hisler aynasında… -güzellikleri, çirkinlikler arasında arayan defineciyim -geçtiğim her nehirde balıklar kardeş oldu, bilirim, hülya değil gerçeğim -doğru biraz kaçığım
tokgözlü zamanın aç çocuğu
tokgözlü zamanın aç çocuğu kar fırtınasından çıkıp güneşli düşlerde erittim kendini kumsala bırakmış ressamını yitirmiş hislerimi… sahipsiz ütopya değildi beni dağların doruklarına çıkaran… amaçsız adım değildi beni sevgi yollarında yürüten… dalsız ağaç değildi beni çiçek deryasına boğan…
kendi göbek bağını kesen
yaralı cümleler
yaralı cümleler yaralı cümlelerim ile sardım yalnızlığımın kuytusundaki sahipsiz hikâyeyi… sürekli kendi kıyıma vurdum içsel yolculuğumdaki yol arkadaşımı avuturken… kara sakallı bilgeler yurduna uğradım ayık düşüme bakıp gerçek gömüyü bulduğumda… derdimi anlatırken çok kanadım gülden cümlelere
çıplak
bir vardı bir yoktu
hoş geldin
hoş geldin hoş geldin merhabasız yağmurum… kentin suçlarına dağların sırlarına ortak olanım… saçlarımdan damla damla akarken ağarır suspus derbeder yanım… büyük bir gümbürtüyle yıkılır göğüs kafesimde bencilleşen ülke… hoş geldin umarsız çocukluğum… oyunlarımın senaryolarıyla oyuncak sepetinde yitirdiğim anılarım… dedikodular bulvarında
düpedüz şiir
(düpe)düz şiir horozunu kesmiş bir şehrin sessizliğinde uyanıyor beni var eden kızıl düşüm çocukluk anılarım ayağıma dolaşıyor boyum uzuyor bir anda, musluğa yetişiyorum akıtıyorum içimde büyüttüğüm nehri kayboluyorum anlam yüklediğim sularda kayık mı evet bir kayık var yakınımda biniyorum
mıh
mıh arkamda alacaklı defteriyle koşturup durur esnaf çırağı geçmişim önümde sarkan dallarıyla sarıp sarmalar umut ağacı geleceğim ben yırtık zamanı diken işini bilenlerin topraklarında mülteci kör terzi gezinirim gündüzün düşünde dokunurum sevdanın duvarlarına elimde yerçekimine direnen
sadece şiir sadece sen
sadece şiir sadece sen ayık gördüğüm rüyaları ağırlıyorum gerçeklerin asık suratlı tokluğunda… bir dedikodu yükseliyor evin içinde kendimden şüphe ediyorum yokluğunda… üstü kirli çocukluk anılarımı kucaklıyorum yaşlanmış asi umutların çokluğunda… dilimde kafası güzel bir şarkı binlerce yılın mirası
![[ küsuratsız pi, 3, kızıl tüy, muştulanan ezgiler, suat gürbüz … ]](https://www.kusuratsiz-pi.com/wp-content/uploads/2026/05/kusuratsiz-pi-site-soz.png)